Translate

29 Eylül 2011 Perşembe

Hale ile beslenerek arınma programı


Kaynak: www.bordubet.com.tr
Evet, bugün beslenerek arınma programının ilk tam gününü hayırlısıyla bitirmek üzereyiz. Bugüne ait bütün etkinlikler bitti. Son olarak 12 kadınla zifiri karanlık bir orman yolunda bir "küçük yürüyüş" yaptık, ardından raketleri birbirimizin kafasına geçirmemeye çalışarak dört kişi masa tenisi oynadık ve günü sonlandırdık.

Gün sabah saat sekizde dere kenarında bir alanda çimler üzerinde yoga ile başladı. Bu seans daha çok yerde yapılan hareketlerden oluşuyordu. Bir süre sonra rahatsız olmaya başladım. Hele sonlara doğru yaklaştıkça ve relaksasyon pozisyonunun (İngilizcesi "corpse position" yani ceset pozisyonu) gelmeye başladığını düşündükçe gerginliğim arttı. Aslında çok dinlendirici olan bu pozisyonu yapmamaya karar verdim. Sanırım bu teyzemi yeni toprağa vermiş olmamızla alakalı... Her neyse, ondan bir önceki pozisyon muhteşemdi! Herkes bir ağaç gövdesine dik olarak serdi yoga matını. Sonra el ve ayaklar üzerinde ters V şeklindeki köpek pozisyonunu aldık. Buradan önce tek ayakla, sonra öbür ayakla ağacın gövdesine yaslanarak eller üzerinde destekli amuda kalktık. Tanrım! Böyle birşey yapabileceğim asla aklıma gelmezdi! Bu ters pozisyonda olmak bana çok iyi geldi. Sonrasında herkes relaksasyon pozisyonunda yatarken ben sessizce oradan uzaklaşıp hemen yanıbaşımızdaki dereye soktum ayaklarımı. Şırıl şırıl berrak akan dere, sessizlik ve ben... Çok güzeldi.

Kahvaltıda menemen, soğanla hafif kavrulmuş patates ve elbette çeşit çeşit yeşillik ve bitki/baharat çayları vardı. En son ne zaman bu kadar lezzetli menemen yediğimi hatırlamıyorum.

Sonra başlayan eğitimde herkes kendini tanıttı. Hale "Kimsiniz?" "Neden şu anda burada bulunmayı seçtiniz?" ve "Daha önceki detoks/arınma deneyimleriniz nelerdir?" sorularına yanıt veren bir konuşma istedi herkesten. Yaklaşık bir saat süren bu paylaşım herkese son derece duygusal anlar yaşattı. Bütün kadınlar hayatlarındaki bir karar anına ilişkin, iş ve ev hayatlarına ilişkin samimi paylaşımlar yaptılar. Grubun iç dinamikleri açısından çok doyurucu ve grup olma duygusunu kuvvetlendirici bir çalışma oldu. Daha sonra besinler, onların bizim ruhsal, bilişsel, davranışsal yapılanmamız üzerinde yaptığı etkilerden konuştuk.

Öğle yemeği saat birde başladı. Kendime suşinin de etrafına sarılan kurutulmuş bir deniz yosunu olan nori ile üç dürüm yaptım. İçine bir dilim avokado, bir adet fasulye turşusu, bol pul biber, roka ve maydonoz doldurdum. Ve yine bol yeşillik salatası elbette...

Öğleden sonra odamda biraz dinlendim ve arkasından dere üzerinden otelin teknesiyle 10 dakika mesafedeki plaja gittim. Gökova körfezinde yarım saat yüzüp tekrar tekneyle geri geldim ve saat beşteki sohbet oturumu başladı. Bu oturumda daha çok arınma programı sırasında ortaya çıkan bedensel belirtiler, onların nedenleri ve başetme seçenekleri üzerine konuştuk. Hale'nin söylediğine göre her belirti bedenin bize söylemeye çalıştığı birşeyi ifade ediyor. Bu durumda buna kulak vermenin ve günlük etkinlikleri yavaşlatmanın, belirtileri baskılamaya çalışmaktan daha iyi sonuçlar doğurduğunu söylüyor. Bu şekilde bedenimizle bağlantımızın daha iyi bir şekilde kurulabileceğini, kaybettiğimiz iletişimimizi yeniden kurabileceğimizi anlatıyor.

Akşam yemeğinde muhteşem bir levrek ızgara ve yine bol yeşillik vardı (bu sefer maydonoz, dereotu, nane ve rokaya ek olarak ebegümeci ve kuzukulağı da vardı, ikisini de çok severim). Yemek sonrasında en başta anlattığım küçük yürüyüş ve masa tenisi...

Yürüyüşle ilgili olarak yıllardır tam karanlıkta doğada bulunmadığımı, ve bunun ne kadar olağanüstü bir deneyim olduğunu unuttuğumu söylemeliyim. Aslında bu hayatımda ikinci kez yaşadığım birşey. İlkinde yine Ege'de biryerlerde bir arabanın içindeydim. Burcum gibi hafızam da balık olduğu için kiminle, nerede, ne bağlamda bulunduğumu hatırlamıyorum. Ama hatırladığım şey tarlaların ortasında bir yolda arabayı durdurup, kontağı kapatıp, kendimizi gecenin karanlığına teslim ettiğimizdi. Yıldız yağıyordu sanki başımıza! İşte bu gece de böyle oldu. Tam karanlıkta sadece yıldız ışığında 12 kadın yarım saatlik bir yürüyüş yaptık. Birbirimizin ritmine uyarak, şen şakrak konuşarak, bir dere gibi akan Samanyolunun görkemine hayran kalarak, yıldızları adlandırmaya çalışarak çam ağaçlarının karanlık gölgeleri arasında yürüdük...

Bu arada Golden Key Bördübet otelinin de bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu teslim etmek gerekir. Yoga yapmaya giderken derelerin üstünden Pamuk Prenses'in evine gider gibi küçük köprülerden, tavşan ve güvercin kafeslerinin arasından yürüyorsunuz. Uyurken dere şırıltılarından başka bir ses duymuyorsunuz. Yiyeceklerin hepsi organik ve yerel üreticilerden alınmış. Odalarda yine yerel malzemeler kullanılarak ayaklı ışıklar, aplikler yapılmış. Herşey özenli, herşey güzel...

Şimdi bu cümlemi tamamlayıp kendimi yatağa atıp mümkünse rüyasız, derin bir uykuya gidiyorum. Yarın yine tertemiz, gündelik hayhuydan uzak, güzel bir gün olacak. Herkese iyi geceler!

2 yorum:

  1. cennetten bir kose orada olasim geldi...ama bir eksik var senin gibi bir ask kadini icin !!!!!
    EBRU

    YanıtlaSil