Translate

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Kırk derece

Güzel bir haftasonu ertesinde yeni bir haftaya daha başlamış bulunuyoruz. Gökyüzünde beyaz bulutlar, sonbahar kıvamında bir hava, arada atıştıran yağmur. Bugün işe bir şemsiye ve kot ceketle gittim Ağustos ayında! İstanbul'dakiler yatak odasına fan koyarak yatarken biz burada sıcacık yorganlara sarınıp uykuya dalıyoruz. Bu da güzel. Yoksa sabah-akşam işe yürürken pişmek de vardı ki en kötüsü!

Hafta sonu güzel geçti. Ailemiz için faydalı iki iş yaptım. Birincisi İkea'dan geri dönüşüm için yanyana çıtçıtlanabilen üç adet torba benzeri birşey aldım. Bunlar ayakta durabiliyor ve biri dolduğunda ayrılıp boşaltılabiliyor. Hemen üzerine cam/plastik, kağıt ve metal yazarak kurulumunu yapıp kullanıma soktum. Basit ve ucuz birşey ama hem daha düzgün duruyor hem de geriye dönüşüm merkezine elimizde büyük torbalarla gidip herşeyi orada ayıklamamız gerekmeyecek artık.

Isviçre'li kızılcıklar.
İkinci olay ise kardeşimle köpeği gezdirdiğimiz parkta bu hafta sonu bir kızılcık ağacıyla burun buruna gelmemiz oldu. (Evet, ceviz ağaçlarının bulunduğu, arada kahvaltı yaptığımız, bir kere de akşam yemeği yediğimiz -daha önceki yazılarımdan biri- bu park, kızılcıkları keşfettiğimiz parkla aynı yer. O kadar da büyük olmamasına rağmen her köşesinden bir sürpriz çıkararak bizi şaşırtmayı başarıyor sürekli.)

Bupçik (köpeğimiz yani) tasmasından beni sürükleyerek bir çalı dibine sürüklediğinde yerde önce küçük bir kırmızılık farkettim bir sürü palamutun arasında. "Ne kadar kızılcığa benziyor" deyip başımı yukarı kaldırınca önce sadece meşeyi gördüm. Hemen "değilmiş demek ki" diye düşüneyazdım ki başımı sola azıcık (mühendis okuyucularım için yaklaşık 40 derece) döndürmemle gerçekten kızılcık ağacıyla burun buruna olduğumu farkettim. Yani o 40 derece şu anda evde kavanozda yerini almış olan kızılcık reçelinin olması ya da olmamasının belirleyicisi. Aşk Tesadüfleri Sever filmini izlediniz mi? Fark ettiyseniz orada iki temel karakterin aslında hayatlarının çeşitli dönemlerinde aynı yerlerde birlikte bulunup birbirlerini görmedikleri gösterilir. Yani mesela birisi bir gün başını 40 derece sola çevirmiş olsaydı tam o anda birbirlerini daha önce de tanıyabilirlerdi. Ha, o zaman filmin sonundaki olay daha mı önce olurdu onu bilmem... Neyse, biz yarın kahvaltıda afiyetle kızılcık reçelimizi yiyeceğiz. (Bu arada bugün işe giderken de yolda kocaman bir kuşburnu çalısı keşfettik. Bir tane alıp tadına baktım emin olmak için, evet, kuşburnu. Yalnız onun marmelatı çok külfetli, o yüzden sanırım kuşburnuları kuşlara bırakacağım.)

Başımı şöyle bir çevirip dışarı baktım. Sinekler telaşlı, hava uzaktan gürlüyor. Bir Ağustos yağmuru daha yolda...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder