Translate

5 Ağustos 2011 Cuma

Ben geldim!

7 Temmuz'da yaz tatili için arabayla Türkiye'ye doğru yola çıktığımızdan beri hep aklımda olmasına rağmen bir türlü yazamadım. Vakitsizlikten değil doğrusu, insan bir rutinin dışına çıkınca öncelikleri değişiyor, sonra hamlıyor, iki lafı bir araya getiremiyor, falan filan... Neler neler oldu aslında anlatacak... Ama şimdi bu Cenevre Cuma akşamüstünde, açık penceremin dışında yağan yağmurun getirdiği serinlik ve toprak kokusunda, aklımda haftasonu tatili, gönlümde Türkiye'deki ailem, geçmişten söz etmek gelmiyor içimden. Kısaca çok sıcak, eğlenceli, bol karpuzlu, denizli, havuzlu, bol yüzmeli, güzel bir tatil geçirdik. En güzeli de Mordoğan'daki iki günümüzdü. Muhteşem bir deniz, muhteşem arkadaşlar! Sağolun, varolun!

Akçakoca (Kaynak: Wikimedia Commons)

İki senedir her gittiğim yere "acaba çalışmayı bıraktıktan sonra buraya yerleşebilir miyiz?" diye bakıyorum. Çanakkale, Asos, Küçükkuyu, Edremit, Ören, Mordoğan, Fethiye, ve aralarındaki bir sürü güzel yer. Hepsini beğeniyorum ama hiç birine karar veremiyorum. Bazısı çok sıcak, bazısı çok çorak, biri denize uzak, öteki yola çok yakın, sağdaki çok sağda, soldaki çok solda... Baktım ki aklımdaki referans hep bizim oralarda; Batı Karadeniz'de yani... Akçakoca, Ereğli... Sanırım yine oraya döneriz önümüzdeki yıllarda. Yaz günleri sıcak, akşamları serin, kışları kış gibi soğuk ama eksilere düşmeden, kibar kibar... Denizi hırçın, dalgalı, göz yakmayan, hemen derinleşen. Gece yatınca da hep orada olduğunu belli eden... Tepeler, uzayıp giden bir yeşil, yemyeşil! Denize kadar inen bir yeşil. Balığı lezzetli, köylüsü güzel, fındığı yağlı... Sonra babam orada, anneannem orada, dedem orada, gencecik giden yakışıklı Gaffar eniştem orada... Kısmet... (Dedim de, dün okuduğum İngilizce bir kitapta "kismet" lafını aynen görünce çok şaşırdım. Türkçe'den İngilizce'ye geçen sadece iki kelime var sanıyordum -yogurt ve bulgur. Şimdi İngilizce sözlüğe baktım, hakikaten "kısmet"i Türkçe'den geçen bir sözcük olarak belirterek aynen bizim kullandığımız anlamını tanımlıyor. Yeni birşey daha öğrendim, ne güzel!)

Bu arada yeni birşey öğrenmekle ilgili bir sayfa yapmaya karar verdim. Hatta bugün başlayabilirim. İnsan sık sık yeni birşey öğrenmeli. Bakalım benim sıklığım ne kadar olacak.

Buraya döndüğüme çok sevindim. Ay sonunda tekrar bir süre uzaklaşacağım ama bu kez bu kadar uzun sürmez sanırım.

Siz ne yaptınız bu yaz?

2 yorum:

  1. hoş geldin :))
    yine de memleket gibisi var mı...

    YanıtlaSil
  2. "Kismet"-Bir Urdunluyle aramda gecen bir diyalogumuzu hatirlatti. Diyalog onemli degil ama "kismet" ikimizin de anladigi bir kelime olmustu. Simdi TDK'ya baktim o da kokeninin Arapca oldugunu yaziyor! "Mal sahibi, mulk sahibi, hani bunun ilk sahibi?" :)
    Bu arada; Orta ve Guney Amerika'da Lubnanlilari bile Turk kabul ediyorlar. Osmanli'dan kalma bir kabul olsa gerek. Cok da farkli gormuyorlar bizi yani. Venezuella'daki otelde "a burada bir Turk var, tanistiralim" diye getirdikleri vatandas Turkce bilmeyen bir Suriyeli cikmisti. Ozetle, o sozluk "Turkce'den gecen bir sozcuk" derken, ha Arap ha Turk farketmez diye farzetmis olabilir :) Zaten gidisat da onu gosteriyor gibi :(

    YanıtlaSil