Translate

24 Haziran 2011 Cuma

Twitter ve Ahmet Hakan

Yazdıklarımı daha geniş olarak duyurabilmek için bir Twitter hesabı açtım. Önce hiçbir şey olmadı. Sonra anladım ki ekranda bir hareket olabilmesi için bir takım insanları "izlemek" gerekiyormuş. O zaman da kimi izlemeli? sorunsalı ortaya çıktı. Yurt dışında da olmanın etkisiyle, bir de hemen hemen hiç Türkiye haberleri seyretmediğimden dolayı, birkaç gazeteci-yazarı izlemeye aldım. O günden beri cep telefonumdaki Twitter sayfasına her gün yüzlerce mesaj gelmeye başladı. Bunlardan en ilgi çekici olanı ise Ahmet Hakan ile izleyicilerinin etkileşimiydi.

Ahmet Hakan'ın Twitter'daki
profil resmi
Anladığım kadarıyla Ahmet Hakan'ın enteresan bir izleyici kitlesi var. Bunların bir kısmı da profillerine kendilerinin örtülü/türbanlı birer fotoğraflarını yerleştiren genç hanımlar. Hem bu grupla hem de diğerleriyle Ahmet Hakan arasında bir ağız dalaşıdır gidiyor. Anlaşılan Ahmet bey yaptığı her yorumdan (program jargonuyla twitten) sonra yüzlerde tepki alıyor; onaylayan ya da onaylamayan, hakaretamiz ya da destekleyici... Buna da şaşmamak gerekir çünkü bugün itibarıyla 125901 kişi onu izlerken o da 6162 kişiyi izlemeye almış!

Bilmeyenler için bu şöyle birşey: mesela siz yolda yürürken "Ne güzel bir hava! Şuraya söyle bir uzanıp bir vanilyalı dondurma yesem mi ki?" diyorsunuz ve aniden binlerce kişi size bununla ilgili bir takım önerilerde bulunuyor. Mesela şöyle:
"vanilyalı out oldu, mocca'lı ye"
"seni gidi dönek, çay sohbetlerimize geleceğine Nişantaşı'nda geziyorsun demek!"
"gel de beraber yiyelim şekerim"
"uzan da boyunu görelim hırbo!"
"dün sizi rüyamda gördüm, beraber dondurma yiyorduk, hayırdır inşallah"
"sen zaten dondurmayı hanutuyla götürüyorsundur"
"senin canın dondurma değil iyi bir dayak istiyor!"
"durun! lütfen yemeyin. Ben sizi vanilyasız seviyorum."

Ahmet Hakan'a bu tür yorumların geldiğini nereden mi biliyorum? Çünkü kendisi seçtiği mesajları bütün izleyicilerine tekrar gönderiyor (yani re-tweetliyor). Yani aslında kendine söylenenleri duyup, seçip, geride kalan 125900 kişiye de duyuruyor.

Bunu görünce şöyle düşündüm. Bir gün Ahmet Hakan bir twit atsa ve hiç tepki almasa... bir tane daha atsa ve yine hiç tepki almasa... bir tane daha, bir tane daha ve tık yok... ... ... ... ... Ne olur acaba? Ne yapar acaba? Eminim önce "herhalde sistemde bir bozukluk var" diye düşünür. Birkaç deneme mesajı daha gönderir. Belki tartışma yaratacak bir konuda bir mesaj atar. Ama bütün bunlardan sonra bile hiç kimseden bir yanıt gelmediğini görünce acaba nasıl bir varoluşçu diyalog içine girer kendisiyle? Alacakaranlık kuşağına girmiş gibi olur herhalde... Allah korusun! Kendisi için böyle birşey diliyor değilim. Sadece aslında ona kızan, eleştiren, hatta küfreden (olup olmadığını bilmiyorum, sadece varsayım) kişilerin bile onun varoluşuna, işine, hayatına katkıda bulunduklarını görüyorum. Ahmet bey Twitter'sız yapamaz mı, elbette yapar. Eminim istese bugün bırakır, bir daha da eline almaz. Şunun şurasında ne kadarlık bir icat ki zaten bu? Ama söylediği her bir sözün yüzlerce, binlerce kişide bir etki yaptığını, bu kişilerden hemen, beklemeden, aracısız, dolaysız, sansürsüz tepki aldığını gördükten sonra sanırım kolay kolay bırakamaz bu ego pompalayıcı icadı... Düşünsenize aslında bir yazarın aradığı şey tam olarak da bu değil mi? Yazdıklarına tepki almak. Elbette olumlu tepkiler tercih edilir ama olumsuzlar da en azından seni kaale aldıklarını, sana vakit ayırdıklarını gösterir. Bu açıdan bence Ahmet bey eğer şimdiye kadar olmadıysa Twitter bağımlısı olma yolunda ilerliyor. Kendisine kolaylıklar dilerim.

3 yorum:

  1. ben facebookcuyum arkadaŞ....:)
    demet

    YanıtlaSil
  2. Ya evet bende ilk defa bugun girdim bu yaziyi okumadan once, merak etmistim cok anlamista sayilmam hala.
    Hale

    YanıtlaSil
  3. Bunları yazacak kadar boş vaktin olduğuna inanamıyorum

    YanıtlaSil