Translate

23 Haziran 2011 Perşembe

Hüzün

Girin
Buyrun lütfen hoşgeldiniz
Pek özlemediydik sizi
Yeni bitti sayılırdı kekremsiliğiniz
Evi de dündü boyatmıştık
Şimdi değil miydi
Yeni bir şiire başlamıştık
Ama girin
Girin lütfen hoşgeldiniz

Akşam üstleri serin değildi epeydir
Sokağa karpuzu da yeni yığmışlardı
Kedim yüzüme hanidir bakmıyordu şaşkın
Yani pekala keyifli akıyordu zaman
Yokluğunuzu da pek anmamıştık
Ama girin işte
Girin girin hoşgeldiniz

Elinizde her zamanki uğultu
Ayaklarınız tanıdık sarsılmalar
Saçlarınız hanımeli, ıtır, fesleğen
Göğüs duvarımıza bıçaklarla geldiniz
Girin girin hadi
Bekliyorduk sizi
Hoşgeldiniz

12 yorum:

  1. bilmem ki
    hoş mu geldik
    üstelik, bitti saylmazdı gece
    şiir boylarında kaldı
    delikanlılığımız
    çocuktan tedirginliğimizi bıraktık
    eşikte
    elleri, hafif ürkek
    parmakları tetikte

    yokluğum
    bir şehir efanesinin adıydı
    kim bilir, belki de duyulmadı
    nefti bir ormandan fırlamış gibiydi
    gözleri mavi, kirpikleri aralık
    huş bir edayla
    buyur ediyor bakışları
    sarhoş sözcüklere dönüyor başım
    yoksa sersem mi
    içimde
    kılıç gibi keskin bir şüphe
    kıldan ince bir tereddüt
    girsem mi
    girmesem mi

    şehrin
    bütün ışıkları söndü
    sahipsiz kaldı
    ayaklarımla sürüdüğüm bütün uğultular
    bir değirmen taşıydı
    sesini duydukça çoğalan göğsümdeki
    ansızın
    yalın kılıç bir süvari gibi dayandı
    kalbinin surlarına
    bekliyorduk dedi
    öteki
    hoş bulduk
    hoş bulduk

    Yusuf Nazım

    YanıtlaSil
  2. Yusuf Nazim, kimsiniz?

    YanıtlaSil
  3. Sadece bir dost..
    Şiiriniz öylesine güzeldi ki, karşılıksız kalmamalı dedim.

    Saygılar

    YanıtlaSil
  4. Benimkine cevap olarak, okuduktan sonra mi yazdiniz, daha once yazilmis miydi? Siz mi yazdiniz?

    YanıtlaSil
  5. Maalesef, işte ben hep böyle geç kalırım hayata.

    Notunuzu ancak şimdi gördüm; evet sizin şiirinizi okuduktan hemen sonra yazmıştım..

    Sizi araba tutar mı?

    YanıtlaSil
  6. Yusuf Nazım,

    şiirinizi tekrar okuyunca benimkinin esbab-ı mucibesinin, asıl sizin şiirinizin ortaya çıkmasına katkıda bulunmak olduğunu anladım. Hakikaten çok güzel. Tekrar teşekkür ederim.

    Ve hayır, hayatta araba tutmaz beni.

    YanıtlaSil
  7. Dediğiniz doğru, ancak;

    Öyle bir esbab-ı mucibe ki sözler, ne desem sihir değil
    Sözle karalanmış kelimeler bunlar, aslında şiir değil

    Peki, vapur tutar mı sizi?

    YanıtlaSil
  8. Vapur da tutmaz, uçak ta, fayton da...

    YanıtlaSil
  9. Peki ya şiir? Şiir de mi tutmaz sizi?
    Beni sık sık şiir tutar;

    ŞİİR TUTTU BENİ

    /
    Şiir tuttu beni yine
    yalnızdı
    yaralı bir yıldız gibi yalnızlığım
    gölgesine sokuldum ayın, yoruldum
    bitmek bilmedi bir türlü üstümde
    ürkek ve ağırdandı gece
    ateş böcekleri çoğaldı sinemde
    uyku tutmadı gözümü
    harlı bir ateş bastı bedenimi
    yürüdüm
    bir masal aşkı peşi sıra
    cesur, delifişek
    dağları düşündüm
    dorukları karlı, dağları
    karlı ve yalınayak
    dağların ötesini
    üşüdüm

    /
    şiir tuttu beni yine
    akşamdan kalma mıyım ne
    hava nemli, camlarında bahar açmış odamın
    toprakta karınca yuvaları büyüyor
    şiirlerle yatıyorum
    keyifle kalkıyorum
    yatağımda cıvıl cıvıl bir sabahın korosu
    sevdalım gibi uyuyor koynumda kağıtlar
    gökyüzünde
    görünmeyen rengi sabahın
    boz bulanık
    kükürt kokusuna aldırmıyorum
    bakmıyorum bile bulutlara
    bir çiğ tanesine takılıyor gözüm
    bir kıvılcım, bir alaz
    bir yangın yerine dönüyor yüreğim
    bir cevher ağarıyor göğsümde
    dayanamıyorum, taptaze
    ıslak çimen kokusuna bayılıyorum.



    /
    şiir tuttu beni yine
    pazardı
    güzel çocukları gördüm
    pazar gözlü çocukları
    selelerinde keten helva,
    düşleri yarım
    gülüşleri yarım
    simit satıyorlar,
    soluk benizlerinde ne aşk, ne oyun
    babaları içerde
    kimi delikanlı, öfkeli ve mağrur
    kimbilir hangi devrin asisi
    zulalarında hasret büyütüyor kimi
    seni özlüyorum
    ey özgürlük
    suyun akışını
    toprağın kokusunu
    rüzgarın esişini
    ipekten dokunuşlarını özlüyorum
    sabah mahmurluğunda işçi kadınların
    denizi, kumu ve balıkları
    seni özlüyorum.

    /
    şiir tuttu beni yine
    akşamdı
    sardunyalar çoktan uzatmıştı bile saçlarını balkondan
    bir genç kız ayakta
    bir diğeri yere çömelmiş
    tezgahların parmakları yorgun
    gözü pencereye takılıyor durmadan
    düş parça parça sıyrılıyor teninden
    saatler geçmiyor, yaralı
    elindeki çiçek yavaş yavaş pörsüyor
    delikanlı durakta, sevgilisini bekliyor
    sesler çoğalıyor
    dala bir güvercin konuyor
    bir martı kanat çırpıyor
    bir kuş yavrusunu arıyor
    denizde bir balık kıpırtısı
    domur domur ter
    köpük köpük mavi
    bir uçtan bir uca dalgalar hıçkırıyor
    kınalı saçlarını kaldırıma akıtmış, bir kadın
    durmaksızın ağlıyor


    /
    şiir tuttu beni yine
    duyuyorum
    ayak sesleri bu kaldırımların, çoğalıyor
    katlıyor kanatlarını bir bir pencereler,
    panjurlar açılıyor
    çığlık çığlığa haykırıyor kapılar
    mavi bir aydınlık sızıyor sokaklara
    ağaçlar kendiliğinden heyecanlı, dallar kıpır kıpır
    bir rüzgar, bir serinlik
    ılgıt ılgıt yaprakları yalıyor
    hasretle bekliyor cansuyunu toprak
    gün ağırdan
    bronz renginde ağarıyor
    pamuk ellerini cama dayamış
    bir çocuk pencereden bakıyor,
    yüreğimde bir kent ayaklanıyor
    bir diğeri kaldırımda
    kara gözleri ceylani, bakışları tutsak
    kavgaya ilk adımını atıyor.

    Bu kadar uzun bir şiiri paylaştığım için bağışlayın lütfen..

    YanıtlaSil
  10. Bu şiir tuttu.

    YanıtlaSil
  11. Bir daha beni bir şey tutmaz demeyin o halde.. Hayat böyledir işte, herkesi bir şeyler tutar.

    Selam ve saygılar

    YanıtlaSil