Translate

17 Haziran 2011 Cuma

Tıp fakültesinde okuyanlar için: Hedef

İki gün önce, tıp fakültesinden yeni mezun olacak olan bir genç bana yazmış ve ufkunu uluslararası deneyimlerle genişletmek istediğini, uluslararası örgütlerde çalışmak istediğini, heyecan verici bir mesleki hayat istediğini söylemiş, ona bir yön göstermemi dilemişti. Ben de ona yazdığım mektubu buraya ekliyorum (biraz değiştirerek). Belki başkaları için de işe yarar...

Sevgili Ali,

Heyecanın, isteklerin bana senin yaşlarındaki kendimi hatırlattı... Ben de tıp fakültesinden mezun olur olmaz Dünya Sağlık Örgütü'nün Ankara ofisine gidip "ben doktor oldum, nerede olursa çalışırım, para falan da istemem, gönüllü oluyorum" demiştim. O zaman bana DSÖ en az 5 yıl deneyimi olanları istihdam ediyorlar demişlerdi. Sonra mecburi hizmete gittim, uzmanlık için tekrar okula geri döndüm. Asistanlığım sırasında yurt dışında sayısız yere mektup yazdım (o zaman internet de yoktu). Gerek burs, gerek calışma seçenekleri için, abartmıyorum, yüzlerce mektup yazdım. Asistanlığım biraz da bu mektupların cevaplarını bekleyerek geçti. Hiç birinden olumlu yanıt alamadım. Belki doğru yerlere yazmıyordum, belki de hakikaten yol gösteren birinin yokluğundan dolayı olmadı. Uzman olduktan sonra bir üniversitede iş buldum. Sırayla yardımcı doçent, doçent ve profesör oldum. Bu sırada da hep aklımdaydı yurt dışında çalışmak, dünyayı görmek. En sonunda 2000'li yılların başında uluslararası örgütlerden birinde çalışan bir arkadaşımla tekrar yollarımız buluştu da onun aracılığıyla uluslararası arenaya bir projede danışman olarak giriş yapabildim. Bu vesileyle insanlar tanıdım, özgeçmişimde uluslararası deneyim öne çıkmaya başladı. Daha sonra DSÖ'de açılan bir pozisyona girdim. Ankara'daki DSÖ ofisine ilk gidişimden bu yana 16 sene geçmiş, ben uzman olmuş, evlenmiş, profesör ve anne olmuştum. Burada çalışmaya başladığım zaman uzun süre rüya görüyorum sandım. İnsanın ağzının kulaklarına varması ne demekmiş, gerçek manasını anladım.

Birleşmiş Milletlere dahil uluslararası sağlık örgütleri olan DSÖ veya UNICEF'e çok genç insanları almıyorlar. Nedeni basit, konusunda uzman olan, deneyimli olan, en iyileri seçmeye calışıyorlar. Genç alıp eğitmek gibi bir niyet, hedef yok burada. Buraya ancak "intörn" olarak gelebilirdin. O da öğrencilik sırasında oluyor. Ya uzmanlık, ya yüksek lisans ya da doktora sırasında hala olabilir. Ama burada "intörnlük" denen şey biraz bedava işgücü gibi. Herhangi bir maaş almıyorsun, sadece minimum bir sağlık sigortası yapıyorlar o kadar. Yani birikmiş paran olması lazım kendini finanse edebilmen için.

Bir diğer seçenek uluslararası sivil toplum örgütlerine girip oralarda deneyim kazanmak. Bu örgütler genellikle toplumsal sorunları olan, daha fakir, gelişmemis ülkelerde sağlık hizmeti organize ediyorlar ve genç elemanlar çalıştırıyorlar. Sınır Tanımayan Doktorlar, PATH, Project Hope, Save the Children, Care, Partners in Health ilk aklıma gelenler. Bu konuda bir internet araştırması yapabilirsin. Eminim Türkiye'de de vardır bu ve benzeri kuruluşlar.
Bir diğer yol, Sağlık Bakanlığı bünyesine geçip burada yükselmeye çalışmak. Ingilizcen oldugu için merkez teşkilatta görev alabilirsen uluslararası projelerde yer alma şansın olabilir. Ama bu da uzun vadeli bir hedef olur.

Bir diğer önerim, Türkiye'deki uluslararası örgütlerden yetkili kişilerden bir randevu alıp onlarla görüşmen. Bu kişiler genellikle çok meşguldürler ve sana ayıracak vakit bulmakta zorlanabilirler. Ama eğer sen vazgeçmezsen ve kibar bir şekilde ısrarcı olursan bir randevu alabilirsin. Onlar sana Turkiye odaklı seçenekler sunup yol gösterebilirler. Ama görüşmeye iyi hazırlanman lazım. İlk 5 dakika içinde neden orada olduğunu, ne konuda yardımlarını beklediğini net bir şekilde anlatabilmen gerekir.

Ne olursa olsun, bu gibi hedeflerde "networking" çok önemli. Toplantılarda insanlarla tanışmak, onlara kendini bir sekilde gösterebilmek, seni işe almalarının neden onlar icin bir kazanç olacağını çok kısa zaman içinde net bir şekilde ortaya koyabilmen gerekli. Çok güzel hazırlanmış bir CV'nin de olması şart.

Uzmanlık yapman, belirli bir alana yoğunlaşman, bilgi ve deneyim kazanman, ve bu vesileyle uluslararası camiaya açılman açısından faydalı olur. Ya da bir şekilde bir fırsatını yaratıp yurt dışında bir Halk Sağlığı yüksek lisans programına gidebilmen mesela, önündeki seçenekleri artırır. Uluslararası sağlık örgütlerinde halk sağlığı yüksek lisansı ile birlikte hekimlik diplomasının olması avantaj sağlıyor. Tabii başka alanlarda da uzmanlaşabilirsin ancak o zaman alanın daralacağı için seçeneklerin azalacaktır. Ama örneğin tanıdığım bir genel cerrah burada "minimal surgical care" diye bir programın başında. Ayrıca kadın-doğum uzmanları, psikiyatristler ve diğer uzmanlık dallarından da kişiler var.
Benim önerim, ilk olarak bir-iki sene sahada pratisyen hekim olarak çalışman. Bu dönemde mesleğinle ilgili deneyim kazanır, biraz para kazanır, hedeflerini netleştirir, en önemlisi bir meslek sahibi erişkin olarak öğrenci havasından çıkar, özgüven kazanırsın.

İngilizceni ilerlet. Ne kadar iyi olursa olsun daha iyisi olabilir. İnsanlarla konuşabileceğin fırsatlar yarat, konuşman akıcılaşsın. İngilizce oku, anlaman kolaylaşsın. Alışık olmadığın metinler de oku. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlatamam. İngilizce konuşman muhtemelen aksanlıdır, bu önemli degil, hiç dert etme ama kendini çok çok çok çok iyi ifade edebilmen gerekir. Bir de iyi yazabilmen önemli. Çünkü buralarda durmadan rapor, metin, yazı yazıyoruz. Bir başka yabancı dilin varsa o da çok iyi ama zorunlu değil.

Ağırdan alma ama acele de etme. Hedefini netleştir, ne iş yapıyorsan yap, nerede olursan ol, hedefinden gözünü ayırma. O zaman mutlaka ulaşırsın oraya.

Selamlar, sevgiler,

Hande

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder