Translate

7 Haziran 2011 Salı

Bogota tefrikası 3 (ve son)

Birazdan otelden çıkıp yakındaki bir süpermarkete gideceğim. Başka ülkelerin süpermarketlerini görmek her zaman hoşuma gidiyor. Tanıdık "global" ürünlerin yanı sıra mutlaka yerel baharatlar, tatlar, kokular oluyor. Biraz guava macunu almak istiyorum. Eminim bunun adı farklıdır İspanyolca'da ama ben böyle diyorum. Guava meyvasından yapılmış macun kıvamında bir yiyecek. Ekmeğin ya da taze beyaz peynirin üstüne sürüp yiyorlar. Belki başka özel tatlar da bulurum Cenevre'deki arkadaşlara sunmak için.

Beş günüm bitti işte Bogota'da. Bu kent bana çok iyi davrandı. Sokakları, lokantaları, insanları... Bir tek yemekleri artık fazla gelmeye başladı. Bütün etleri karıştırıp, hatta bazen üstüne bir de yumurta kırıp bol peynirle yiyorlar mesela. Kolesterol bombası! Mümkün olduğunca sade yemeye çalıştım ama yine de fazlasıyla et yemiş bulundum. Seyahatlerde böyle oluyor genellikle. Şimdi eve gidince en az üç gün sırf sebze yiyerek kendime gelirim.

Birkaç not:
·              Burada motorsiklet sürücüleri giysilerinin üstüne, sırtında kocaman fosforlu yazıyla plakalarının yazılı olduğu bir yelek giymek zorundalar. Bunun nedeni ise eğer, örneğin, kapkaç yaparlarsa insanların onu kolaylıkla tanımlayabilmeleri. Bir motorsikletli çantanı mı kaçıp gitti, hemen sırtından plakasını not ediyorsun, polis de gidip adamı topluyor! İnsanlar bunun olağanüstü bir fikir olduğunu ve çok işe yaradığını söylüyorlar.
·              Dışarıdaki kadınların hiçbirinin üstünde değerli bir takı yok. Altın mesela... hiç görmedim. Bunun da güvenlik için olduğu söyleniyor.
·              Kent çok canlı. Bir sürü lokantanın olduğu geniş meydanlar var. Ve her yerde parklar...
·              Arabayla geçerken sık sık muhteşem çiçek kokuları sarıyor etrafı. Aniden güzel bir parfüm sıkılmış gibi oluyor arabanın içine.
·              Yarım saatlik taksi yolculuğu yaklaşık 5 Amerikan doları.
·              Tavuklu bir patates çorbaları var, herkes çok övüyor. Hakikaten güzel. Tercüman hanım bana bu çorbanın içinde üç çeşit patates olduğunu söylüyor. Eğer biri bile eksik olursa tadı böyle olmazmış!
·              Kuaförler sabah 6:30'da açılıyor çünkü kadınlar işe gitmeden önce kuaföre uğrayıp saçlarını taratıyorlarmış. Buralı Thais, kuzeninin kendi kuaföründe her Pazartesi sabahı saat 7'de tekrarlayan randevusu olduğunu söyledi. Hafta sonuna doğru saçları yeniden kıvırcıklaşıyormuş.

Toplantı iyi geçti. Üç gün kulaklıkla tercüme dinlemek yordu ama buradakilere küçük de olsa bir katkımın olduğunu düşünüyorum. Artık eve dönme vakti... İçimde iyi birşeyler yapmış olmanın huzuru var. Ailemi özledim. Ben döndükten üç gün sonra gelecekler onlar da İstanbul'dan. Olsun... Beklemek de güzel.


12 Şubat 2009

1 yorum:

  1. Sen hangi ara gittin Ankara' ya ...ballandira ballandira anlatmissin canim cekti orada olmayi; OZLEMISIM...:)

    YanıtlaSil