Translate

27 Mayıs 2011 Cuma

Huş ve huzur

Bu sabah balkonumda kahvaltı yaparken bir yandan da bunu bloguma yazmalıyım diye düşünüyordum. Etraftaki ağaçlara baktım. Tam karşımda iki  huş ağacı titrek yapraklarıyla duruyor. Sağdaki bu baharda yaklaşık bir metre boy attı. Tepesi incecik, çelimsiz bir bebek gibi henüz tay-tay duruyor. Ev boş, kocam köpeği gezdiriyor, oğlum okul gezisinde, kızım okula gitti bile. Etrafta sadece kuş cıvıltıları ve hafif rüzgarda hışırdayan huş yaprakları... Tabakta manda (bir önceki romantik cümleden sonra pat diye "manda" iyi gelmedi ama ya bu detayı atlayacaktım, o zaman da lezzet açısından önemli bir kayıp olacaktı, ya da pat diye "manda" deyip böyle bir parantez açacaktım) sütünden yapılmış mozzarella (sanki Giovanni amca yeni çekiştirip bağlamış peyniri, o kadar taze), minik domatesler, bugünlerde ağızda daha iyi çatırdıyor diye düşünüp verev kestiğim salatalık dilimleri, biraz önce balkondaki saksıdan kopardığım kuzu kulağı, taze soğan yeşili ve maydonoz, üstlerine Meksika'dan aldığım pul biber (çok acı değil, tam bana göre) ve azıcık zeytinyağı... Tabağın yanında organik undan elde yapılmış ekmekten bir dilim... Bu muhteşem ziyafetin keyfini çıkartır, huş ağacıyla bakışır, sardunyalara göz süzerken daha ötedeki bir grup ağacı tanımadığımı farkettim utançla. Kocam dönsün ona sorarım, o bilir mutlaka. Derin bir nefes, bir parça mozzarella ve domates, otlara bula, hoppala... İnsan bu kadar şükran, huzur içindeyken bu duyguyu daha sık hatırlasa herhalde dünyada daha az savaş, patırtı, gürültü olur.

Kocam geldi, yanıma oturdu. Ona üst paragrafın en son cümlesinde yazdığım olağanüstü buluşumdan bahsettim yüzümde bir huzur bulutuyla. O da durdu ve yine beni sarsan, dengemi bozan birşey söyledi. Dedi ki, Tanrı insanı isteseydi huzur içinde yaratırdı. Ama bizim içimizde şiddet var. Bazen o en ilkel formuyla ortaya çıkıyor ama bazılarında da kariyer hırsı, en güzel olma çabası, futbol taraftarlığı gibi şekillere bürünüyor. Biz onun dışına çıkarsak, farkına varırsak ancak kontrol altına alabiliyoruz. Nasıl tamamladı beni... ne kadar seviyorum ben bu adamı!..

Huşun yaprakları hışırdadı. Yağmur geliyor.

1 yorum:

  1. biz buna (ben ve digerleri) bilgi sevgiside diyoruz yani filozofi

    YanıtlaSil